Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Yazılar

İlk buluşmada kalıcı etki

İlk buluşmada kalıcı etki
İlk buluşmada güzellik hataları yapma, hoşlandığın çocuğun hakkında yanılmasına neden olma!
dikkat... dikkat...

1. Bu buluşmanın süper geçmesi için gerginliğini azaltmalısın. Bunun için bir gece önce, şakaklarına, bileklerine aromatik vücut spreyi sıkarak masaj yap. Aromatik koku sayesinde vücudundaki gerginlik azalacaktır. Aynı şeyi vücut losyonu ile de deneyebilirsin.
2. Asla çok ağır bir parfüm seçme. Hafif bir yaz kokusu tercih edebilirsin. Kullanacağın parfümü kulağının arkasına, saçlarına sürersen daha kalıcı olur.
3. Fırça gibi kirpikler hiç hoş bir etki yaratmaz. Maskaranı abartma, doğal bir görünüm yarat.
4. Fondöten kullanacaksan, ten rengine en uygun rengi seçmelisin ve iyi dağıtmalısın. Özellikle de çene altına; Erkekler yüzde maske gibi duran fondötenlerden nefret ederler. Fondöten alırken tenine en uygun rengi belirlemek için bileğine sürüp dene.
5. Karşındaki üzerinde olumsuz etki bırakan diğer bir durum ise, dişlere bulaşmış rujdur. Bu konuda çok dikkatli ol, rujunu sürdükten sonra dişlerini kontrol et!
6. Sevgilin bir rocker ise, siyah, bordo gibi iddialı oje renklerini tercih edebilirsin. Ama değilse daha natürel tonlar kullan.
7. İlk buluşmanın heyecanı ile makyajını abartma. Unutma, erkekler genellikle doğallıktan yana.
8. Elinin onun eline temas durumunu düşünerek, buluşma öncesi el kremini birkaç kez kullan. Daha sonraki buluşmaları da düşünecek olursak, sen en iyisi artık her gece yatmadan önce el kremini sür.
9. Sırf bu buluşmanın hatırına "kaşlarımı biraz daha inceltsem mi, daha güzel olur muyum" yanlışına sakın düşme! Seni ilk nasıl gördüyse o halinle git. Ama tabii ki çıkan fazlalıkları kaş şeklini bozmadan al.
10. Sivilcelerin sinirini bozmasına izin verme, kapatıcı kullan. Kapatıcını kullanırken bir anda kalın bir tabaka halinde sürme, ince katlar şeklinde uygula. Üzerine pudranı geç.
11. Tırnak yeme gibi bir alışkanlığın varsa, bu buluşma için takma ya da silikon tırnaklar ile durumu idare edebilirsin. Ama daha doğal bir görünüm için bu tırnakları çok uzun kullanma ve iddialı renklerde oje sürme.
12. Daha önce hiç denemediysen oto-bronzer sakın kullanma. Çünkü bu ürünün yanlış kullanımı, uyguladığın bölgede açıklı koyulu ten rengi yaratmak gibi kötü sonuçlar doğurabilir ve sen, bu büyük buluşmayı ertelemek zorunda kalabilirsin. Eğer bronz görünmeyi çok istiyorsan, ışıltılı bronz pudra kullanmayı tercih et.
13. Saçlarının daha parlak ve güzel görünmesi için bakım yaptır. Aşırı jöleden ise kaçın, ne olur ne olmaz; yoksa eli saçlarının arasında mahsur kalabilir.
14. Hassas bir cildin varsa, tüylerden kurtulma işini buluşmanın hemen öncesinde yapma. Çünkü oluşan kırmızılıklar, hoş olmayan bir görünüm yaratacaktır.
15. Heyecandan canın hiçbir şey yemek istemeyebilir. Ama unutma ki, ağız kokusu yüzünden karşındaki senden bir anda soğuyabilir. Mutlaka ferahlık veren nane özlü bir macunla dişlerini fırçala ve buluşma anına kadar dişlere beyazlık veren sakız çiğne.
16. Her şey çok güzel geçti ve ne yazık ki ayrılma vakti geldi. Yanağına kondurduğun küçük buse gerçekten kalıcı bir etki bıraktı. Çünkü bütün rujun yapış yapış onun yüzünde kaldı:) Böyle bir senaryo ile karşılaşmak istemiyorsan, rujunu sürdükten sonra fazlalığını elinin üzerini öperek ya da bir selpak yardımı ile al.

Erkek Arkadaşım Niye Olmuyor

Erkek arkadaşım neden olmuyor:(
Arkadaşlarının sevgilileri var ve haklı olarak sen de hayatında biri olsun istiyorsun. Aşka en büyük engelleri yine sen koyuyor olabilir misin, ne dersin?
 
 
Beyaz atlı prensi beklerken

Hepimizin hayallerini süsleyen bir yakışıklı mutlaka vardır. Bir bakıma ne istediğimizi bilmek büyük bir güç ve bu, son derece güzel. Ancak bazen de 'beyaz atlı prens' fikri, önümüze çıkan mükemmel bir ilişki fırsatının önünü tıkayabiliyor. Tüm sevgili adaylarını 'beyaz atlı prens'imizle kıyaslamazsak, bir ilişkinin kapılarını aralamamız daha kolay olur, unutma!

 
 
Yeni dünyalar tanımak

Hepimizin kendi içinde eşsiz dünyaları var. İşte, bir yakışıklıyla beraber olmak demek de, kuşkusuz yeni bir dünya tanımak demek. Sadece kendine konsantre olmamak, sürekli anlaşılmaya çalışmamak, çevredeki başka insanların dünyalarına da merak duymak, onları dinlemek ve onlarla bunu paylaşmak istemek, hem seni geliştirecek hem de senden hoşlanan yakışıklılara sana yaklaşabilmeleri için eşsiz bir fırsat sunacak. Yeni ortamlar ve farklı arkadaşlıklar için her fırsatı değerlendirmekten çekinmemeli. Unutma, zaman, çekingen ve utangaç olma zamanı değil.

 
 
Şüpheci tilkiler

İçini ısıtan bir yakışıklıyla karşılaştığında aklında dolanmaya başlayan ve 'Acaba bana layık mı, beni sevecek mi, beni üzer mi' gibi şüphelerle kafası karışık tilkiye sakın yüz verme. Her şeyin bir anda dört dörtlük olması zor. Her insanın kötü yönleri olabilir. Oysa bu yakışıklı bir şekilde içini ısıttıysa bunun bir anlamı olmalı. Hayat karşısında fazlaca kontrollü olmak, yaşayacağın güzel şeylerden de seni mahrum bırakabilir. Bu yüzden işe, kendini ve sevgili adayını küçük görmeyerek başlayabilirsin. Tilkileri bırak, bir süreliğine izne çıksınlar.

 
 
Doğruya götüren üçlü

Belki karşılaştığın kişi doğru insan, ama yer ve zaman yanlış olduğu için sen onu fark edemedin ya da kim bilir fark ettin, ancak onu doğru algılayamadın. Örneğin o gün en yakın arkadaşıyla kavga edip biraz hava almak için sokağa çıkan bu çocukla yanlışlıkla çarpıştınız. Arkadaşın sinirleri bozuk ya, en ters ve sinirli haliyle, 'biraz dikkatli olsana' gibi sert bir tavırla, kaşlarını da çatarak sana bağırabilir. Hem de o pamuk kalpli çocuk; ne kötü:( Bu yüzden doğru kişi-yer-zaman ne kadar da önemli! Önyargılı olmamak, birine karşı her zaman ikinci bir şans vermek en iyisi.

 
 
İyi gözle

Sevgilileriyle mutlu beraberlik yaşayan arkadaşlarını gözlemlemek çok işine yarayacaktır. Nerede tanışmışlar, neler yaşamışlar, anlaşamadıkları ama anlaşmak için uğraştıkları noktalar neler? Bunları bilmek, vereceğin kararlarda ve ilerleyeceğin yolda sana ışık tutacaktır.

 
 
Ex'ler eskide kaldı

Bazen eski erkek arkadaşlar bizi bir gölge gibi takip ederler. Hiç de farkında olmadan önümüze çıkan herkesi onlarla kıyaslayıp herkesi onlar gibi sanabiliriz. Oysa herkes farklıdır ve farklı insanlar, kişiye apayrı dünyalar açar. Sonuç: Ex'in gölgesinde kurtulmanın artık zamanı gelmedi mi?

 
 
İsteklerini yansıt

Bazen ne istediğimizi doğru ifade edemeyiz. Belki de sevgilimiz olsun isterken dışarıdan son derece soğuk, başka dünyalara kapalı ve tek başımıza gayet iyiymişiz gibi gözükebiliriz. Hal böyle olunca hangi yakışıklı yanımıza yaklaşmaya cesaret edebilir ki? Onların da aşka hazır olduğumuzu bilmeye ihtiyaçları var. Örneğin seni okul çıkışı bir yerlere davet eden sevgili adayına, 'Çok isterim, ancak bugün mümkün değil, yarına ne dersin' demekten seni kim alıkoyabilir ki?

 
 
'Ne istiyorum' analizi

İçtenlikle, 'Bir erkek arkadaş istiyorum ve buna hazırım' diyebiliyorsan, kendine şu soruları sor: 'İyi yönlerim, kötü yönlerim, sevgilimle yapmak istediklerim, ilişkimden beklentilerim, olmazsa olmazlarım neler?' Aldığın yanıtlar, sevgili adayının özellikleriyle benzeşiyor mu? Bu analiz, hem duygularını daha net görmeni hem de seçeceğin sevgilinin hayatındaki yerini belirleyecek.

TEST

MSN'den sevgili olur mu?
MSN, gençliğin yeni çöpçatan hattı. Ancak işin gerçeği, sanal sevgili olayı zor ve riskli. Nelerle karşılaşabileceğini görmek ister misin?
MSN'de tanışabileceğin tipleri üç sınıfa ayırdık. MSN'de sıkça sorulan sorulara verdikleri cevapları toparladık. Şimdi sen, en çok beğendiğin cevapları işaretle. Böylece testin sonunda, beğendiğin tipin gerçek yüzünü görebilirsin.

  Göster

 

1 - Ne tarz kızlardan hoşlanırsın?
a) "Kolay kolay elde edemediğim beni çok uğraştıran kızlardan hoşlanırım" 3
b) "Benim için dış görünüş hiç önemli değil; birlikte gülüp eğlenebileceğim kızlardan hoşlanırım" 2
c) "Benim kadar popüler olan herkes tarafından sevilen kızlardan hoşlanırım" 1
2 - En sevdiğin renk hangisi, neden?
a) Mor; beni rahatlatıyor 3
b) Sarı; bana eğlenceyi ve mutluluğu çağrıştırıyor 2
c) Kırmızı; tutkunun rengi 1
3 - Aşık olduğunu ne zaman anlarsın?
a) "Onsuz yaşayamadığımı anladığım zaman" 3
b) "Gözlerinin içine baktığımda şıp diye anlarım" 2
c) "Eğer yanından hızla kaçıp eve gitmek istemiyorsam" 1
4 - Hoşlandığın kızla ilk defa buluşacaksınız. Onun nasıl giyinmesini isterdin?
a) "Tişört ve kot; her zaman nasılsa öyle giyinsin" 3
b) "Ne giyerse giysin, zevkine saygı duyarım" 2
c) "Mini etek, mini bir bluz hiç fena olmaz" 1
5 - İlk buluşmada sevgilini nereye götürürdün?
a) "Sinemaya" 3
b) "Onun arkadaşlarının da geleceği bir parti olabilir" 2
c) "Bizim evde ona romantik bir akşam yemeği hazırlardım" 1
6 - Kızların en çok nesinden etkilenirsin?
a) "Sevdiğim kızın her şeyinden etkilenirim" 3
b) "Gözleri benim için çok önemli" 2
c) "Güzel bir vücut beni çok etkiler" 1
7 - Birlikte çıktığın kız üşüdüğünü söyledi. Ne yaparsın?
a) "Üzerimdeki ceketi ona veririm, o giysin" 3
b) "Hemen ona bir mont satın alırım" 2
c) "Ona sarılır, ısıtmaya çalışırım" 1

 

 

 

Makyaj

MAKYAJ YAPMA SANATI
Formüllerle, sıkıcı ezberlerle uğraşmana gerek yok, makyaj yapmak, püf noktalarını bilirsen aslında çok kolay.
Makyaja başlamadan önce
* Makyajını temiz ve nemlenmiş bir cilt üzerine yaparsan daha güzel bir görüntü elde edersin. Ama temizleme ve nemlendirme işlemlerini, makyajdan en az bir saat öncesinde yapmalısın. Özellikle nemlendiricini makyajdan hemen önce kullanmamalısın. Çünkü cilt, kremle birlikte boyayı da emebilir, özellikle allık sürerken parça parça bir görüntü yaratabilir.

* Makyajdan önce saçlarına son şeklini ver. Böylelikle sprey, jöle gibi şekillendiriciler makyajına karışmamış olur.

* Ne giyeceğini önceden belirle ki, makyaj için kullanacağın renkleri ve makyaj tarzını da önceden kestirebilesin.

* Fondöten seçerken cilt rengini iyi belirlemen gerekir. Bunun için en uygun ışık, gün ışığıdır. Kozmetik merkezlerini aydınlatan florasan lambalar, cildi olduğundan daha soluk gösterir.

YÜZ
Fondöten kullanırken dikkat etmen gereken en önemli nokta, genç bir cilde sahip olduğun için hafif formüllü ürünler seçmek. Ten rengine uygun seçtiğin fondöteni sünger ya da parmaklarını kullanarak önce izlerin üzerine uygula. Sonra nokta nokta tüm cildine değdir ve sünger yardımı ile eşit miktarda tüm yüzüne dağıt. Cildin fazla pürüzlü değilse fondöten yerine pudra kullanmayı da tercih edebilirsin. Gülümse ve tam elmacık kemikleri üzerine fırça yardımı ile içten dışa doğru hareketlerle allığını iyice yay.

GÖZ
Parmakların ya da fırça yardımı ile, göz farını, gözkapağına içten dışa, dıştan içe hareketlerle iyice dağıtmalısın. Gözkapakların küçükse daha açık ve parlak tonları tercih et. Kaşlarının daha kalkık durması için tam kaş altına beyaz far kullanabilirsin. Kaş kemiğin çıkıksa koyu bir tonla gölgeleme yapabilirsin. Maskaranı sadece üst kirpiklerine uygula. Tam kirpik dibinden sürmeye başla, uca doğra küçük zigzag hareketler yaparak tamamla.

DUDAK
Rujunun daha kalıcı olması için dudaklarına önce pudra sür. Kalem kullanacaksan, tam dudak çizgisinden geç. Sakın üstüne taşırma! Bir kat rujunu sür ve bir peçete ile fazlalığını aldıktan sonra ikinci katı geç. Dudakların ince ise, açık renkleri tercih et. Dudağın daha kalın görünmesine yardımcı olan diğer bir püf noktası, parlatıcıyı tam orta bölümüne kullanman.

Ayben

"Peri" şarkısında Nil'e eşlik eden Ayben, abisi Ceza'nın izinden gidiyor.



Önce seni biraz tanıyalım.
22 Eylül 1983, Üsküdar doğumluyum. Rap yapıyorum. Lise mezunuyum. Açık öğretimde işletme öğrencisi olarak kayıtlıyım, ama okuyorum dersem okuyanlara ihanet gibi olur. Çünkü ders çalışamıyorum, çalışacak vakit kalmıyor. Onun dışında tamamen müzik, konserler ve videolar şeklinde geçiyor.
Ne zaman başladın müzikle ilgilenmeye?
1997 yılı falandı. Ne zaman dinlemeye başladığımı hatırlamıyorum zaten, o kadar küçüktüm! Ama profesyonel olarak ilk çalışmam, Nefret'in "Meslis-i Ala İstanbul" diye bir albümü var, onda oldu. Bundan önce sahneye çıkmıştım, söz yazıyordum, ama bandrollü bir albüme kaydımı ilk kez o zaman verdim.
Sık sık duyuyoruz albüm hazırladığını!
Bu benim ilk albümüm olacak, bu albüme gelene kadar düetler, yurtiçi, yurtdışı konserler oldu. Bayağı bir yol kat ettiğime inanıyorum. Albümden sonra olması gereken şeyler öncesinde olmaya başladı bile.
Bu fırsatlar nasıl doğdu sence, Ceza sayesinde mi?
Abimin yerini hiçbir şekilde inkar edemem. O bana çok inandı, güvendi ve böyle bir şeye vesile oldu. Ben de onu utandırmamak için çok çalıştım. Her şeyden önce dünyanın en iyi mc'sine kendimi beğendirmek gibi bir kaygım var ve ona göre titizleniyorum yaptığım işte. Abim sayesinde birçok festivalde yer aldım, adım duyulmaya başladı. Fatih Akın'ın filmi oldu vesaire derken, düet teklifleri almaya başladım. Hepsini değerlendiremiyorum maalesef. En son Nil'le beraber bir şeyler yaptık. O da çok eğlenceli oldu. Daha yol çok uzun. Şimdi albümü hazırlıyorum. Albüm çıktıktan sonra yapacak bir yığın şey var. Çok heyecanlıyım!
Ne zaman çıkacak?
Aslında büyük bölümü bitti, sadece düetler için kayda girmem gerekiyor. Ama aşırı bir tempo, konserler falan derken böldük böldük buraya kadar geldik. Biraz dinlenip sonra hızlanacağız.
Kimlerle düetlerin olacak?
Ceza düeti var. Rap Angels var, İzmirli bir kız grubu. Gerisi sürpriz olsun:)
Son zamanlarda hep rock grupları çıkıyor. Türkiye'de rap müzik ne durumda sence?
Yapan çok var, heves olarak yapıp bırakan da çok fazla var. Gerçekten yetenekli isimler çıkıyor, buna inanıyorum, ama daha underground. Mesela benim beğendiğim, albümü olmayanlardan Rap Angels, Kadıköy Merdiven, Sansar var!
Dünyadan kimleri beğeniyorsun?
Missy Elliot'ı severek dinliyorum. Mos Def'i de çok seviyorum.
Ceza'yla ilişkileriniz nasıl?
Her kardeş gibiyiz biz de! Ara sıra didişmişizdir, ama hiçbir zaman anlaşamayan kardeşler olmadık. Mesela şu an onun için her şeyi yapabilirim. O benim her şeyim ve ona laf söyletmem. Bana söylenebilir, ama ona asla! O benim hayattaki en değerli varlığım. Zaten hayatta bir babam ve bir abim var.
Birlikte mi yaşıyorsunuz?
Ben babamla yaşıyorum. Abim ayrı.
Sakin biri misin, uçuk kaçık bir kız mısın?
Uçuk kaçık yaşayan biri değilim. Yaptığım en büyük çılgınlık, rap yapmak. Biraz çenebazım. Çılgınlığın sınırları vardır, bir çoğuna göre benim sahneye çıkmam çılgınlık. Ben olsam çıkamam diyen bir yığın insan var.
Giyim tarzın nasıl?
İçinde rahat ettiğim her şeyi giyiyorum. Eşofman olabilir, pijama bile olabilir, bir sınırı yok. Markayla ilgili bir tek Adidas Originals takıntım var. Spor malzemeleri sadece Adidas'tan alıyorum, onun dışında pazardan da alırım. Bir de Pislick var, tişört yapan bir firma. Kadıköy Hammer Müzik'te ve Rexx Sineması'nın biraz aşağısında bir dükkan açıldı, orada satılıyor. Üzerimden çıkarmadığım tek aksesuvarım, boynumdaki kolye. Annem vefat ettiğinde, bu boynundaydı onun.
Göster  

Lee Ryan

Lee Ryan bir başına
Blue bundan böyle dağılır mı dağılmaz mı bilemeyiz, ama Lee'nin gruptan koptuğu artık resmileşti. İlk solo albümüyle yakışıklı Lee, kızları artık bir başına büyüleyecek.
 
Lee yalnız kovboy mu oldu?

Öncelikle şunu belirtelim ki hepiniz düşüp bayılmayın; grubun resmi olarak dağıldığına dair herhangi bir haber yok. Sadece sesinin kadife tonunu daha iyi ortaya dökmek isteyen Lee, solo bir albüm çıkarttı, o kadar. Ama siz yine de kendinizi bu habere hazırlayın. George Michael Wham'den, Justin Timberlake N'SYNC'ten ve Robbie Williams Take That'den ayrılınca da hepsinin hayranları çok üzülmüştü. Ama onların bugün geldikleri noktaya bakarsak, bir zamanlar birer grup üyesi olduklarını hatırlamak bile artık çok zor. Lee ve hatta grubun diğer üyeleri için de aynı şey geçerli. Başta üzülebilirsiniz, ama bu kadar yakışıklı, güzel sesli ve yetenekli çocukların sonsuza kadar bir boyband'in içinde yeteneklerini diğerlerinin ardına gizleyerek yaşamayacaklarını da tahmin edersiniz. Açıkçası kızlar, bu çocuklar artık pişti ve her biri geliştirdikleri yeteneklerini hayranlarıyla paylaşmak için sahneye düştü:) Sırada Duncan var, haberiniz olsun! Ama küçük kızı Tianie-Finn yüzünden onu biraz daha beklemek zorunda kalabiliriz.

 
Robbie'nin sıkı rakibi
  • Lee'nin yeni Robbie Williams olacağı konusundaki fısıltılar kulaktan kulağa yayılıyor. Her şeyden önce albüm satışlarında bir patlama bekleniyor.
  • Zaten gruptaki çılgınlıklarını da göz önünde bulundurursak Lee'nin bu konuda Robbie'ye taş çıkartacağını söyleyebiliriz.
  • Daha geçen ay 'Sienna Miller gibi bir kadını aldattığı için çılgın olmalı' dediği Jude Law'la didiştiğini belki duymuşsundur. (Law'ın çocuklarının bakıcısı Daisy Wright'la ilişkisi olduğu söylenmişti).
  • Ayrıca gruptan ayrılırken de arkadaşlarını artık müzik aşkından vazgeçip para kazanmak için pantomim sanatçısı olmakla suçladı.
  • Kısacası bu çocuk zaten sivri dilli ve biraz çılgın. Ayrıca o da Robbie gibi yalnızken müziğe daha iyi konsantre olabileceğini düşünüyor. Bunun sonuçlarını ilerleyen aylarda hepimiz göreceğiz.
  •  
    Bunları da bilmek istersin:
  • Lee, bir ara Dolce Gabbana'nın reklamlarında boy gösterdi. Acaba bu, ilerleyen yıllarda onun aktörlük yapabileceği sinyallerini de veriyor olabilir mi? Onu bir sinema filminde izlemek de hiç fena olmazdı doğrusu! Laf aramızda, aldığımız duyumlara göre kendisi de sinema olayına çok sıcak bakıyormuş. Bekleyelim ve görelim.
  • Biraz da yeni albümünden bahsedelim. Tarzı klasik soul esintileri taşıyan parçalar, pop efektleriyle süslenmiş. Radyoda ve MTV'de dinlediğin zaman Lee'nin yumuşak sesiyle harmanlanan bu tonlar çok hoşuna gidecek. Patlattığı yeni slovlara da bayılacaksın.
  • Lee, İngiliz Besteci Nigel Hoyle'un yazdığı 'Army of Lovers' isimli şarkısının da milyonda bir kez gelebilecek hit bir şarkı olduğunu söylüyor. Ayrıca 'Turn Your Car Around' ve 'Real Love'a da dikkat!
  • Efsane Neslihan Demir


    NESLİHAN DEMİR RÖPORTAJI

     

    Tarih: 29 Ocak 2005 CumartesiYer: Ankara Selim Sırrı Tarcan Spor SalonuRöportajı Yapan: Şeref KILIÇLI

     

                Neslihan Demir, Türk Voleybolunun son yıllarda yetiştirdiği en büyük yıldızlarından birisi.Milli Takımımızın 2003 Avrupa Şampiyonasında aldığı ikincilikten sonra, Türkiye’de voleybol daha fazla konuşulmaya başlandı.Kuşkusuz bunun en önemli sebebi, “filenin sultanları”nın, sonuna kadar mücadele etmeleri ve başarılı olmalarıydı.Yıllar boyunca unutulmayacak bu efsane milli takımın en sevilen oyuncularından biriside, Neslihan Demir. Kendisiyle 29 Ocak 2005 de Ankara’da oynanan, Kolejliler ve Vakıfbank  Güneş Sigorta arasındaki maçtan sonra röportaj yaptım.Neslihan Demir, iyi bir sporcu olduğu kadar, gerçek bir hanımefendi.Sorularıma içtenlikle cevap verdi.Benim için bu röportajın önemi, benim ilk röportajım olması.Kendisine tekrar teşekkürlerimi iletiyor, bütün düşlerinin gerçekleşmesini diliyorum.Şimdi sözü Neslihan Demir’e bırakıyorum:

     

    -Türkiye’de gençlerin voleybola olan ilgisini yeterli buluyor musun?

                Bu son Avrupa Şampiyonasıyla ilgi bayağı arttı.Bundan önce, gazetelerde ve yayın organlarında çok fazla gözükmediği için voleybol esasında öksüz kalmış bir spordu, ama Avrupa Şampiyonasından sonra çok büyük bir patlama oldu, umarım devamı gelir.

     

    -2003 Avrupa Şampiyonasında, milli takımımızın aldığı ikincilik iyi bir dereceydi.Bu başarının sebebini neye bağlıyorsun?

                Bu sebep tabi ki takım olarak herkesin bir arada oynaması ve kenetlenmemizdi.Avantajımızda, şampiyonanın Türkiye’de oynanmasıydı.Seyirci avantajımızı çok iyi kullandığımızı düşünüyorum, ama bizim kenetlenmemizde çok önemliydi, bunu başardık ve aldığımız sonuçta bunun bir göstergesi.

    -2003 Avrupa Şampiyonası öncesi kamp döneminde, DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet Ağar’ın milli takımımızla ilgilendiğini, hatta kamptaki sporcularımıza her gün çiçek yolladığını biliyoruz.Siyasetçilerin moral desteği sporcuları nasıl etkiliyor?

                Tabi ki biz gurur duyduk ilgi gösterilmesinden, maçlardan sonra onu ziyaret ederek de kendisine teşekkürlerimizi ilettik.Tekrar teşekkür ediyoruz.Böyle ince bir düşünceye sahip olması bizi çok mutlu etmişti. Kampta, yemek yediğimiz yer, çiçek bahçesi gibiydi; çiçekten gözükmüyordu.

    -Muhtemelen yakın bir gelecekte, Avrupa Liglerinde ülkemizi temsil eden sporcularımız arasında sende olacaksın, mesela İtalya’da, Neslihan Demir bizim hem voleybolcumuz hem de kültür elçimiz olmak için hazır mı?

                Buna iki senedir hazırım ama çeşitli nedenlerden dolayı ertelendi.Bundan sonra eminim gideceğim.

    -2004 Eylülünde Ankara’da yapılan Grand-Prix turnuvasında, sakatlığından dolayı milli takımdaki yerini alamadın.Sahada olamamak, maçı kenardan izlemek nasıl bir duygu?

                Tabi ki çok rahatsızlık verici bir duygu, çünkü hiçbir şey yapamıyorsunuz., elinizde hiçbir şey yok; ve sakatsınız.

                Yapabileceğiniz bir şeyin olmadığını görünce sinirleniyorsunuz, ama bana göre bu da bir tecrübe.

    -Voleybol dışında ilgilendiğin spor dalları var mı?

                Genelde tenis izliyorum, bu aralar Avustralya Open bayağı iyi, onu izliyorum.

    -Sence ideal sporcu nasıl olmalı?

                İdeal bir sporcu özel hayatına dikkat etmeli ve bir sporcu gibi yaşamalı.

     

     

    -Dünya Şampiyonasında, Japonların milli takımımıza olan ilgisi nasıldı?Milli takım olarak kendinizi diğer milli takımlardan ayrıcalıklı hissettiniz mi?

                Şöyle bir ayrıcalık hissettik; Japonya’ya 2003 yılında gittik ve 2003 yılı Japonya’da Türk yılıydı, o yüzden o tarih de gitmemizin extra bir artısı oldu, bunun çok avantajlı olduğunu düşünüyorum.Japonlarla Türkler nedense çok iyi anlaşıyorlar.

    -Siyasetle aran nasıl?Güncel olayları takip eder misin?

                Siyasetle ilgilenebildiğim kadar ilgileniyorum, çeşitli fikirlerimde var ama o kadar içinde değilim.

    -

    -Benim dileğim, Neslihan Demir’in voleybolu bıraktıktan sonra da Türk Voleyboluna hizmet etmeyi sürdürmesi, mesela voleybol federasyonu başkanı olması.Bu konuda sen neler düşünürsün?

                O kadar iddialı değilim ama kısmet tabi böyle şeyler,(Gülüyor) voleybol federasyonu başkanı olmak bayağı bir bilgi birikimi gerektiriyor.O kadar iddiam yok ama voleyboldan da bir anda kopmak istemiyorum.

    -Voleybolcu olmanın dezavantajları sence nelerdir?Keşke şunlar olmasa dediklerin var mı?

                Keşke hiç yenilmesek.Futbol gibi beraberlik olmadığı için mutlaka bir sonuç almanız gerekiyor.O yüzden keşke hiç yenilmesek.

    -“Sporda kazanan vardır ama kaybeden yoktur”  derler. Bu söze katılır mısın?

                Tabi ki katılıyorum.

    Mobilya Eskitme

    MOBİLYA ESKİTME

    Gerekli Malzemeler:
    Daha önce hardal sarısına boyanmış obje
    Glaze (geciktirici)
    Siyah akrilik boya (yoksa su bazlı siyah boya)
    Biraz sert fırça


    Bu tekniği uygulamak için örnek olarak evde eski fakat kullandığımız küçük bir dolabı seçtik.
    Mobilya eskitme tekniği ile peçete tekniğini birlikte kullanarak dolabımızı boyayacağız.

    Eskitme için zemini hardal sarısına boyayıp üzerine siyah ile eskitme yaparsanız ceviz görünümü elde edersiniz.
    Eğer zemini kum rengine (mdf'nin kendi rengine yakın bir renk) boyarsanız, siyah eskitme ile kayın görünümü oluşur.
          
    Bir kaba az miktarda siyah boya, diğerine de geciktirici (glaze) koyalım.
    Geciktirici kullanmamızın nedeni; fırça ile işlem yaparken istediğimiz görüntüyü elde etmeden boyanın kurumasını engellemektir.
    Fırçayı önce siyah boyaya sonra da geciktiriciya batırıyoruz.
    Biraz bastırarak zemin üzerine sürmeye başlıyoruz. Bu işlemi yaparken mutlaka bir fırça bloğunu boyayıp sonra diğer bloğa geçiş yapılmalıdır.
    Aksi takdirde görünüm eskitme olmaz.
    Boyayı sürdükten sonra, kurumadan biraz sertçe bastırarak aynı blok üzerinde gidip geldikçe
    görünümün mobilya şeklinde olduğunu göreceksiniz. İlk denemenizde çok siyah olabilir. Kurumadan hemen bir
    bezle siliniz. Ayrıca fırça ile üzerinden sürekli geçmeye devam ediniz.


    Boyama işleminde geciktirici kullanıldığı için objeniz daha geç kuruyacaktır. Verniklemek için en az bir gün bekleyiniz.
    Mobilya görünümü verdiğiniz için mat vernik uygun olacaktır.
    Kuruduktan sonra sentetik vernikle verniklenir.
    Dolabın ön kapaklarına peçete tekniği uygulayarak değişik bir görüntü elde ettik.
          
     

    Ayrıca yaptığımız sehpayı da ayrıca herhangi bir teknik kullanmadan vernikleyerek kullanabilirsiniz.


          

    Not: Dolapta glaze kullanılmıştır. Sehpalarda ise geciktiricili olarak satılan malzeme kullanılmıştır.

    Sürtünme Kuvveti

    SÜRTÜNME KUVVETİ

            Bir cismi farklı yüzeylerde hareket ettirmenin, cismin hareketinde değişiklikler yaptığını günlük yaşantımızdan bilmekteyiz. Pürüzlü, kaygan veya cilalı yüzeylerde aynı cismin hareketi farklı farklı olmaktadır. Cam üzerinde bir cisim daha kolay hareket ederken tahta üzerinde hareket etmesi daha zordur.

            Cismin hareket ettiği yüzeyin pürüzlü olması, cismin harekete geçmesini zorlaştırırken, düz veya pürüzsüz yüzeylerde aynı cisim daha kolay harekete geçer. Bu nedenle halı, tahta, taşlı zemin gibi yüzeylerde cismi harekete geçirmek için gerekli olan kuvvet; cam, asfalt, yağlı zemin gibi yüzeylerdeki aynı cismi hareket ettirmek için gerekli olan kuvvetten daha büyüktür. Yani cismin temas ettiği yüzeyin pürüzlüğü arttıkça, cismin harekete geçmesi için gerekli olan kuvvete artmaktadır.

            Şekilde olduğu gibi iki traktör yolda gitmektedirler. Bu traktörlerden bir tanesi asfalt yolda giderken diğer taşlı bir yolda gitmektedir. Taşlı yolda giden traktörle düz yolda giden traktörün aynı hızda gitmeleri için taşlı yoldaki traktörün daha fazla kuvvet kullanması gerekmektedir.

            Bir zemin üzerinde bulunan bir cismi harekete geçirmek için, yüzeyin cisme uygulanan hareketin zıt yönünde oluşan sürtünme kuvvetinden daha büyük bir kuvvete gereksinim vardır. Aksi taktirde uygulanan kuvvet cismin sürtünme kuvvetinden daha küçük veya eşitse cisim harekete geçmez.

            Sabit hızla hareket eden bir cisme etkiyen sürtünme kuvveti ile harekete geçirici kuvvetin bileşkesi sıfırdır. Çünkü cismi harekete geçirici kuvvet ile sürtünme kuvveti ters yöndedir.

            Bu bilgilerden hareketle; cisimler hareket ederken temas ettikleri yüzeylerin sürtünmesinden kaynaklanan ve yer değiştirmeye zıt yönde ortaya çıkan kuvvete sürtünme kuvveti denir.

    Sürtünme Kuvvetinin Bağlı Olduğu Etkenler

    a) Yüzeyin pürüzlü olması

            Cismin hareket edeceği yüzeyin pürüzlü olması cismin hareketinde önemlidir. Pürüzlü yüzeylerde cisimlerin hareket etmesi için daha büyük kuvvete ihtiyaç vardır.

            Bütün yüzeylerde mutlaka pürüz vardır. Cisimler birbiri üzerinde hareket ederken, yüzeylerindeki girinti ve çıkıntılar birbirinin içerisine girerek cismin hareket etmesini güçleştirirler. Cilalı yüzeylerde bu girinti-çıkıntılar daha az olduğundan sürtünme kuvveti de o oranda azdır. Bu nedenle pürüzlü yüzeylerin yağlanması ile bu girintiler azaltılarak daha az sürtünme kuvveti uygulaması sağlanabilir.

    b) Cismin ağırlığı

            Bir cismin ağırlığı arttığında cismin ve yüzeyin girinti-çıkıntıları daha fazla birbiri içine gireceğinden sürtünme de artar. Yani cismin hareketini engelleyen kuvvetin büyüklüğü de artar. Cismin hareket etmesini engelleyen bu kuvveti yenmek için, bu kuvvetten daha büyük bir kuvveti cisme uygulamak gerekir.

    Sürtünme Kuvvetinin Etkileri 

            Sürtünme kuvveti, cisimlerin yüzeyde tutunmasına yardım eden bir etkendir. Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı. Yolda yürüyemez, bir yerde oturamaz, yemek yiyemez, yazı yazamaz, araç kullanamazdık. Örneklerde de görüldüğü gibi her türlü hayati olayın gerçekleşmesinde sürtünme kuvvetinin etkisi vardır. Araba örneğini biraz açacak olursak, yolda hareketine başlayan bir aracın durması sürtünme kuvvetinin etkisi ile oluşmaktadır. Bu kuvvet olmasaydı frenler tutmayacağı için araba sürekli hareket ederdi. 

            Buzun sürtünme kuvvetinin toprak veya asfalta göre daha düşük bir sürtünme kuvveti olduğu bilinmektedir. Kışın buzlu yollarda araçlar daha fazla kaymakta ve frenlerin etkisi daha az olmaktadır. Bu nedenle kışın meydana gelen kazalar, diğer zamanlara göre daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kışın buzun erimesi için tuz kullanılması (suyun donma sıcaklığını düşürür) veya toprak atılması bu sürtünme kuvvetini artırmak içindir. 

            Sürtünme kuvvetinin hayatımızı kolaylaştıran çok büyük etkilerinin yanında günlük yaşantıda işleri zorlaştırdığı da bilinmektedir. Çünkü sürtünme kuvvetini yenerek, cisimleri harekete geçirmek için daha büyük kuvvet kullanılması gerekir.  Ve büyük yükleri, sürtünme kuvveti nedeni ile kas gücümüzle hareket ettiremeyiz. Bundan dolayı çeşitli makineler kullanarak bu yükleri hareket ettiririz. 

            Makineler çalışırken, içerisindeki parçalar birbirine sürtünürler. Sürtünen bu parçalar zamanla aşınarak kullanılmaz hale gelirler. Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir.  Yani sürtünme kuvvetinin çok büyük yararları olmakla beraber bazı zorlukları da vardır. 

    Sürtünme Kuvvetini Artırmak ve Azaltmanın Yolları

       Sürtünme kuvvetinin, bir olayın gerçekleşmesi için yetersiz kaldığı durumlarda alınması gereken tedbirler vardır. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak;

    a) Kışın araba lastiklerine zincir takılması,

    b) Sporcuların ayakkabılarının altına dişler yapılması,

    c) İş makinelerinin tekerlerinde dişlerin daha büyük yapılması,

    d) Büyük kütlelerin altına tekerlek tipinde cisimlerin konulması,

    e) Makinelerin yağlanması,

    f) Dik yokuşlarda ulaşımı kolaylaştırmak için önlemler alınması,

    Komik En ler

    En güçlü Altıncı His

    California'da yaşayan bir medyum, insanların adlarını, burçlarını, sosyal sigorta numaralarını, en az sevdikleri sebzeleri ve iç çamaşırlarının rengini yüzde 98 doğru tahmin ediyordu. Wise, yerel polis örgütlerine 32 kaçrıma olayının aydınlatılmasında ve arkadaşlarının birçoğuna yanlış yere koydukları araba anahtarlarını ve çamaşırhanede kaybettikleri çorapları bulmaya yardımcı olmuştu.


    En kötü Bellek

    Norveçli oly Rolvaag, nereye gideceği yada soyadının ne olduğu gibi şeyleri sürekli olarak unuturmuş. Rolvaag yanlış evde gecelemiş, yanlış işyerine iş raporu vermiş ve bir gün karısı olduğunu sandığı tamamen yabancı bir kadına, yaptırdığı yueni saç modelini hiç beğenmediğini, eski halinin çok daha iyi olduğunu söylemiş.


    En Kötü Kokan Koltuk Altı

    Romanyalı Nicolai Glatina,nın Koltuk altları öle kötü kokuyorduki, yakınında bulunanlar öksürmeye, nefes alamamaya başlıyor yada bayılıyorlardı. Glatina her gün yıkanıp, koltuk altı deodorantı Kullanmasına ve hatta çalışırken gömleğinin altına avuç dolusu kolanya sürmesine rağmen dayanılmaz koku birkaç saat sonra yine ortaya çıkıyordu. Olayın tek olumlu yanı, işe giderken bindiği kalabalık otobüste insanlar, ona oldukça rahat bir yer açıyordu. ayrıca balıkhande çalışan ve kendisin hiç de kötü kokmadığını düşünen bir kızla çıkıyordu.


    En Uzun Dil

    Kaupoug Thum'da Yaşayan Diith Pang'ın dili, tam çıkardığı zaman 29.843 cm geliyordu. Konuşurken, dili göğsüne düşüpde insanları korkutmasın diye dişlerini birbirine kenetlemiş halde konuşurdu. Daha küçük bir çocukken, uzun diliyle sinek avlayarak kurbağaları taklit eden Pang'ı, durumu fark eden annesi bundan vazgeçirmişti.

    En Acılı Güneş Yanığı

    Winooskili Adele Blakemore, tatil için Meksika Acapulco'ya gidinceye kadar güneşte kalmaya pek alışık değildi. Güneşin sıcağı ve dalgaların sesiyle sersemleöiş olan Blakemore plajda bikinisiyle uyuya kalmış ve akşam geç saat acı içinde uyanmıştı. Tüm vücudu güneşten öylasine kötü yanmıştıki, doktorlar kendisini tepeden tırnağa yanık merhamiyle sıvazlayıp gazlı bezle bandajlamışlardı. Meksikadaki üç haftalık tatilini bandajlı olarak geçiren Blakemore, gelecek tatilini Alaska'da geçirmeyi planlıyordu.

    En Titiz Kedi

    Suriye Kralı Zahelin'e ait bir Ankara kedisi öylesine şımarmıştıki, yanlızca evinden 150 mil uzaklıktaki bir limanda yakalanabilen taze somon yiyordu. Balık temizlenmiş, bir fiske limon suyu serpilmiş ve işlemeli altın bir çanakta servis edilmeliydi. Bir gün Bu özel çanak sırra kadem bastı ve kedi yemek yemeyi reddetti. Kral başka bir işlemeli çanak buluncaya kadar, kedi açlıktan öldü.

    En Zalim Rehber Köpek

    İndiana Günay Bend'de daha önceleri körler için rehberlik yapan köpek Brütüs, talihsiz sahiplerine zalimce şakalar yapardı. Körlerin duvarlara çarpmasına, merdivenlerden yuvarlanmasına, üç sahibinin de caddedeki rögarlara düşmelerine yol açmıştı. Mahkemeye yansıyan bir olay sonucu, suçlu bulunarak uyutuldu.