Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Mart 2008 tarihli yazilar Mart 2008 tarihli diger ogeler resimler, videolar

TEST

SAYFANIN EN ALTINDA GRUP HEPSİ TESTİ WAR DENEMENİZİ TAWSİE EDERİM

EREN VE ŞİİRİ

Eren'in Yazdığı Şiir

Eren'in 5 dakikada kendi yazdığı şiir (ayak üstü) süper bir şiir olmuş;

Geldim güzeldi herşey
Renkliydi her taraf
Yaptımmı birşeyler?
Yada varmıymış zaten birşeyler
Giderken yaptım asıl şeyi
İşte oldu dediler, o bütün deliler...

GRUP HEPSİ BİYOGRAFİ

Eren BAKICI


   1984 te İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde orta öğretim ve liseyi bitirdi.Aynı okulda Modern Dans eğitimi görüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda altı yıl boyunca rol aldı. Londra da Urdang Dance Academy de ve Budapeşte Dans okulundaeğitim aldı. Dans grubu ; Dans ; ile Çin'de Ülkemizi temsil etti. Reklam jingleları seslendirdi. Britney Spears ve Michel Jackson gibi dünya yıldızlarıyla çalışan Selatin Kara yla bir aylık workshop çalışması yaptı.Yıldızların altında müzikalinde sahne aldı.

Cemre KEMER

    1985 te İstanbul'da doğdu. Mİmar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde ortaöğretimin ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda beş yıl boyunca rol aldı. Kliplerde oyunculuk yaptı. Reklam jingle leri seslendirdi. Özel şan ve piyano dersleri aldı.

Yasemin YÜRÜK

    1986 da İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde Klasik Bale eğitimini sürdürüyor. ATATÜRK Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda üç yıl boyunca rol aldı. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Reklam jingle leri seslendirdi. Tiyatro dersleri aldı.

Gülçin ERGÜL

    1985 te İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümde o ortaöğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern Dans eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi nin sergilediği oyunlarda yedi yıl boyunca rol aldı.Reklam jingle larıseslendirdi. Özel şan piyano ve Hip Hop dans dersleri aldı. ATATÜRK Kültür Merkezi Çocuk Korusunda yer aldı.
For English

ramazan ikramı..SÜPERRR

Çocuklara Karagöz - Hacivat Söyleşmeleri

Ramazan İkramı

(Hacivat, arkadaşını kapıda karşılar.)

KARAGÖZ - Merhaba Hacı Cavcav!...

HACİVAT - Ooooo, Merhaba merhaba! Dükkânıma hoş geldin, safalar getirdin Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Sopalar falan getirmedim.

HACİVAT - Efendim, sözlerimi hemen yanlış anlamaya başladın. Sopalar olur mu! "Sâfalar getirdin!" dedim. Yani seni görünce rahatladım ve çok sevindim demektir.

KARAGÖZ - Âmin, âmin!...

HACİVAT - Hele otur bakalım! Biraz dertleşelim.

KARAGÖZ - Hay hay, biraz dert deşelim ama sen önce dükkânına gelen misâfire ikramını yapsana!

HACİVAT - Aman Karagöz'üm, sen şaşırdın mı?

KARAGÖZ - Şimdi seni bir güzel pataklarsam, görürsün kimin şaşırdığını!...

HACİVAT - Allah Allah?... Şaka mı yapıyorsun, yoksa benimle alay mı ediyorsun?

KARAGÖZ - İkisi de değil...

HACİVAT - Karagöz'üm Ramazan'dan haberin yok mu?

KARAGÖZ - Var... Şimdi eve gitti.

HACİVAT - O Ramazan değil, şu bildiğimiz Ramazan... Hani yılda bir kere geliyor ya!

KARAGÖZ - Haaa, Almanya'daki Ramazan'ı mı soruyorsun? Anasına mektup yazmış da mayısta gelecekmiş...

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, mübârek günde yine benim sinirlerimi bozmaya başlıyorsun.

KARAGÖZ - Köftehor , asıl sen benim sinirlerimi bozacaksın! Geçende uğradım da, hemen "Sana ne ikram edeyim Karagöz Beyefendi?" demedin mi?

HACİVAT - Canım dedim ama o zaman Ramazan gelmemişti.

KARAGÖZ - Köftehor, Ramazan'dan bana ne? Ona da geldiği zaman ayrı ikramını yaparsın!

HACİVAT - Yârabbi bana Ramazan sabrı ver!

KARAGÖZ - Sabri'yi falan karıştırma da ikramını yap!

HACİVAT - Allah Allah... Hem anlayamıyorum, hem de anlatamıyorum galiba! Yani sana şimdi çay kahve, ayran falan ikram etsem utanmadan içecek misin?

KARAGÖZ - Hele sen ikram et de görürsün ne olacağını!

HACİVAT - Oruç değil misin, nasıl içeceksin?

KARAGÖZ - Hacı Cavcav, oruç senin başına mı vurdu? Ben onları içeceğim dedim mi? Senden çay, kahve, ayran falan istedim mi?

HACİVAT - Aman Allah'ım aklım karmakarışık oldu. Pekâlâ ne istiyorsun Karagöz'üm?

KARAGÖZ - Benim gönlümden ne koparsa onu ikram et birâder?

HACİVAT - Senin gönlünden ne kopuyorsa söyle de ikram edeyim öyleyse?

KARAGÖZ - Hah şimdi adam oldur! Benim gönlümden yarım kilo zeytin, peynir, bir avuç hurma, iki pide falan kopuyor Hacı Cavcav!

HACİVAT - Canım efendim yine anlayamadım? Tamam bunları ikram edeyim amma, ne biçim oruçsun, buraya öğlen yemeğine mi geldir?

KARAGÖZ - Hay hay, öğlen yemeğine geldim.

HACİVAT - Olmaz efendim, beni de günaha sokacaksın!

KARAGÖZ - Pataklarım ha! Bilmiyor musun, biz Ramazan'da öğle yemeğini de akşam yiyoruz.

HACİVAT - Öyle söylesene!... Demek ağzın kapalı?...

KARAGÖZ - Hay hay, ağzım, burnum, gözlerim, kulaklarım, kapalı amma seni pataklamak için ellerim kaşınmaya başladı.

HACİVAT - Efendim, elini kaşındıracak ne var? Ramazan'dan sonra bir gün uğra da istediğin ikramı yapayım.

KARAGÖZ - Olmaz Hacı Cavcav!... Ağzım kapalı diye Ramazan ikramından kaçarsan ben sana dayak ikram ederim.

HACİVAT - Canım, anladım amma böyle ısmarlama ikram olur mu? bir çay ikramı nerede, saydıkların nerede?...

KARAGÖZ - Köftehor, sen onları bana ikram edeceksin, ben iftarda sahurda benim hanım ile çocuklara ikram edeceğim.

HACİVAT - Hah hah hah! Öyle söylesene!... (Karagöz gider.)

KURBANLIK KOÇ

Çocuklara Karagöz - Hacivat Söyleşmeleri

Kurbanlık Koç

HACİVAT - (Gelir ve söylenir.) Allah Allah, her halde yanlış görmüyorum ama Karagöz buralarda ne geziyor acaba? Aaaa, yanında bir de kocaman boynuzlu, kınalı bir koç var. (Seslenir) Karagöz'üm merhaba!..

KARAGÖZ - Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!...

HACİVAT - Aman efendim, perdede değiliz güzel konuş!

KARAGÖZ - Köftehor, perdede değiliz ama sen beni yine her yerde rahatsız ediyorsun.

HACİVAT - Canım, rahatsız olacak ne var? Geçerken seni görüp "Merhaba!..." dedim o kadar...

KARAGÖZ - Öyleyse sana bana merhaba! Haydi yoluna git!

HACİVAT - Zaten gideceğim de... Buralarda ne yapıyorsun diye merak ettim?

KARAGÖZ - Pataklarım ha, ne yaptığımı görmüyor musun?

HACİVAT - Görüyorum ama Karagöz'üm doğrusu bir şey anlayamıyorum. Bir defa Kurban Bayramı geçti. Sonra senin yedi yüz yıldır böyle bir koçla gezerken ilk defa görüyorum.

KARAGÖZ - Ne olmuş?...

HACİVAT - Ne olmuşu var mı? Yani bu koç neyin nesi?

KARAGÖZ - Babasının oğlu... Köftehor, onu ben doğurmadın ki neyin nesi olduğunu bileyim.

HACİVAT - Efendim, anlatamadım galiba... Neden beraber dolaşıyorsunuz?

KARAGÖZ - Birbirimizi kaybetmemek için Hacı Cavcav!

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, yine anlatamadım! Yani bu koçu neden gezdiriyorsun?

KARAGÖZ - Bende onu yemle besleyecek para var mı! Yeşil salata, karpuz kabuğu falan bulup yediriyorum. Açlıktan ölürse sahibine ne cevap veririm. Hayvana da yazık olur.

HACİVAT - Bu koç senin değil mi?

KARAGÖZ - Patakların ha! Ekmek Parası zor buluyorum. Bu koçu nasıl alacağım, alay mı ediyorsun?

HACİVAT - Alay olur mu Karagöz'üm! Fakat senin olmadığına göre sahibinden her halde para alacaksın?

KARAGÖZ - Ne parası?...

HACİVAT - Koçu dolaştırıp karnını doyuruyorsun diye...

KARAGÖZ - Sana öyle mi söyledi Cavcav?...

HACİVAT - Kim?...

KARAGÖZ - Bu koçun sahibi?

HACİVAT - Anlayamadım, yani sen bu koçun sahibini de mi tanımıyorsun?

KARAGÖZ - Köftehor, sahibini tanısam is aramayı bırakır, uyuklamayı terkeder böyle ortalıkta dolaşır mıyım? Üstelik bu hayvanın yanında pek eğilmeye de gelmiyor. Arkadan insanın poposuna öyle vuruyor ki... Üç defa onun yüzünden kaldırımları yaladım.

HACİVAT - Vah vah vah, geçmiş olsun Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Sağolasın!...

HACİVAT - Fakat benim aklım iyice karıştı. İkiniz böyle daha ne kadar beraber dolaşıp duracaksınız.

KARAGÖZ - Yorgunluktan bir yere düşüp bayılana kadar...

HACİVAT - Canım şakayı bırak!

KARAGÖZ - Köftehor, anlamıyor musun bir yandan da sahibini arıyoruz.

HACİVAT - Bak bu doğru... Ayrıca sahibi belki sizi görüp koçunu tanır da sana bolca bahşiş verir

KARAGÖZ - Âmin!... Ne kadar bahşiş verir?

HACİVAT - Bilemem ama yine aklıma bir soru takıldı?

KARAGÖZ - Aklına boru mu takıldı?...

HACİVAT - Saçmalama!... Söyle bakalım sen bu koçu nerede buldun Karagöz'üm?...

KARAGÖZ - Nerede olacak, bayramın ilk günü seninle bayramlaşıp bahçenizden yola çıktım ki peşimden geliyor. Ayıp olmasın diye "Git" diyemedim.

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, desene bu bizim kaybolan koçumuz! Ver bakayım ipi! (Koçu alıp gider.)

KARAGÖZ - (Seslenir.) Hacı Cavcav, Benim bahşiş ne olacak?... (Gider)